DOLAR 18,5250 0.2%
EURO 17,7494 0.02%
ALTIN 968,020,54
BITCOIN 3515520,11%
İstanbul
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Beş Soruda Türkiye’de Enflasyon ve TÜİK Tartışması

Beş Soruda Türkiye’de Enflasyon ve TÜİK Tartışması

ABONE OL
Ocak 28, 2022 11:33
Beş Soruda Türkiye’de Enflasyon ve TÜİK Tartışması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de yeni yıla elektrik ve doğalgaz zamlarının yanısıra gıda fiyatlarındaki artışlarla girilmesiyle birlikte enflasyon ülke gündemindeki yerini korurken, bağımsız Enflasyon Araştırma Kurumu, TÜİK’in hedefi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), memur, işçi ve emekli maaşlarında esas alınmakta olan üretim, tüketim fiyat endeksleriyle enflasyon oranlarını açıklayan resmi kurum olmasına karşın son yıllarda “AKP iktidarı etkisi altında kaldığı ve gerçek verileri yansıtmadığı” eleştirileriyle gündemde.

TÜİK’in ay başında yüzde 36,08 olarak açıkladığı yıllık enflasyonu, Yeditepe Üniversitesi Finansal İktisat Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy ve yöneticiliğini üstlendiği Enflasyon Araştırma Kurumu (ENAG) yüzde 82,81 olarak duyurmuştu.

Son olarak ekonomist Ulusoy ve ENAG aleyhine TÜİK’in yargı süreci başlatmasıyla birlikte enflasyon tartışması yeniden alevlendi. Ancak yerel mahkemece ilk karar ENAG lehine oldu ve TÜİK’in talebinin aksine Prof. Dr. Ulusoy ile ENAG’ın enflasyon verileri açıklamasında suç unsuru görülmedi.

Ulusoy, VOA Türkçe’ye açıklamasında, “Asıl amaç susmamızı sağlamak, ama susmayacağız. Burada bilimsel veri ortaya koyuyoruz, herhangi bir suç unsuru yok. Kamu malı niteliğinde bilimsel verileri paylaşıyoruz. Kamuoyu da bunu sahipleniyor. Bundan mutluluk duyuyorum” dedi.

VOA Türkçe, beş başlıkta Türkiye’de TÜİK, enflasyon sorunu ve ENAG ile ilgili tartışmaları derledi.

TÜİK nasıl bir kurum ve verileri neden önemli?

TÜİK, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Merkezi İstatistik Dairesi adı ile 26 Şubat 1926 tarihli kararnameyle ve merkezi veri toplayıcı- sağlayıcı kurumu olarak kuruldu. 1962 yılı sonrasında Devlet İstatistik Enstitüsü adıyla Başbakanlık’a bağlı iken 2005 Kasım ayında AKP iktidarında Türkiye İstatistik Kurumu adını aldı.

TÜİK’in, son yıllarda veri güvenilirliği nedeniyle tartışma konusu üzerine kurumsal yapısında değişikliğe gidildi. Türkiye’nin 24 Haziran 2018’deki seçimlerle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmesinin ardından eskiden Başbakanlık’a bağlı olan TÜİK, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlandı.

Ancak bu yeni yapılanma tartışmaları tetikleyince, 2021 Haziran ayında mevzuat değişikliğiyle TÜİK, “özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ilişkili kurum” haline getirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzaladığı kararnameyle TÜİK’in kurumsal tanımındaki “Kurum, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlıdır” ve “Başkan, bakana karşı sorumludur” ifadeleri kaldırıldı.

TÜİK’in görevi, bireyler, haneler ve işyerlerinden araştırmalar yoluyla verileri toplamak ve ihtiyaç duyulan her alanda istatistik üretmek ve yayınlamak. TÜİK’in kurumsal ifadesiyle “bu istatistiki bilgiler, karar alma aşamalarında güvenilir ve yol gösterici” nitelikte. Bu nedenle TÜİK, ülkedeki tartışma başlıklarından birisi çünkü çalışan nüfus için asgari ücret belirlenmesi başta olmak üzere işçi, memur, emekli gibi tüm emekçiler açısından maaş ayarlamalarında esas alınıyor.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon, işsizlik ve üretim ile tüketim fiyat endeksleri hem ülke içerisinde karar alma mekanizmalarında belirleyici oluyor hem de uluslararası arenada Türkiye’yle ilgili resmi veri olarak dikkate alınıyor.

TÜİK’in verileri neden eleştiriliyor?

TÜİK, epeyce zamandır başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ve ekonomistlerce fiyat endeksleri ile enflasyon oranı hesaplamasına ilişkin soru işaretleriyle eleştiri konusu. 2018 Haziran ayından itibaren TÜİK’in Erdoğan’ın damadı da olan o dönemki Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a bağlı oluşu eleştirileri arttırmıştı.
CHP ve muhalefet temsilcileri ile ekonomistler, “TÜİK’in açıkladığı enflasyon ve işsizlik oranlarıyla ülke gerçekleri arasında çok ciddi fark olduğu” görüşünde.

Özellikle 2019, 2020 ve 2021 aralık aylarında çalışanlar için ücret artışlarının belirleneceği süreçte TÜİK’in verileri eksik görüldü. Son olarak geçen Aralık TÜİK, Kasım sonu yıllık enflasyon oranını yüzde 21,31 olarak duyurdu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise ENAG’ın enflasyonu yüzde 58,65 hesapladığını işaret ederek, TÜİK Başkanı Sait Erdal Dinçer’den randevu talep etti. Kılıçdaroğlu, 3 Aralık’ta içeri alınmadığı TÜİK kapısı önünde, “Rakamları doğru olsa kapılarını sonuna kadar açarlar. Milyonlarca işçinin hakkını korumak, emeklinin hakkını, memurun hakkını korumak benim temel görevimdir. Eğer TÜİK, rakamları küçültüyorsa, memura daha az vereceğim, işçiye daha az vereceğim anlamına geliyor. Ben sessiz kalırsam, o zaman ben niye siyaset yapıyorum” tepkisini gösterdi. CHP Genel Sekreteri ve ekonomist Selin Sayek Böke de, “TÜİK’in yayınlıyor olduğu enflasyon verileriyle halkın yaşıyor olduğu gerçeklik arasında uçurum günden güne açılıyor” dedi.

AKP’den ayrılan Ali Babacan liderliğindeki DEVA Partisi’nin kurucularından olan ve AKP iktidarında Eylül 2011 – Şubat 2016 döneminde TÜİK Başkanlığı’nı yürüten Birol Aydemir de “TÜİK’e ben de inanmıyorum” açıklaması yaptı. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Aydemir’e göre, TÜİK’in enflasyon hesaplamasında belirlediği sepet ile gerçekçi ölçüm yapılabilmesi mümkün değil.

TÜİK ise 2021 Aralık ayında asgari ücret tespitinde esas alınacak “asgari geçim tutarı”nı ise artık açıklamayacağını açıkladı. İşçi sendikalarınca TÜİK’in “Yetişkin bir işçi için Türkiye’de asgari geçim tutarı ne?” sorusunu yanıtsız bırakması tepkiyle karşılandı.

TÜİK’in yüzde 21,31’lik enflasyon oranına karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın asgari ücrete zam açıklaması ise “çalışanları enflasyon karşısında ezdirmeme” iddiasıyla “tarihi artış” diyerek yüzde 50,44 oranında oldu.

TÜİK’in enflasyon hesaplamasında gıda ürünleri başta olmak üzere güncel fiyatlandırmaları dikkate almadığı eleştirileri arttı.

TÜİK kendisini nasıl savunuyor?

TÜİK Başkanı Sait Dinçer, kamuoyundaki eleştirilere karşılık “Biz yaşam maliyetini değil enflasyonu ölçüyoruz” savunması yaptı. Dinçer, Dünya gazetesine son yaptığı açıklamada, “Halk enflasyonu, bütün dünyada tartışılıyor. Hissedilen enflasyon, bütün dünyada farklı bir kavramdır. İnsanlar hep kendi hissettikleri enflasyonu en son aldığı ve daha sık tükettiği ürünlere bakıyor. Enflasyonda iki tane ölçü var. Ya enflasyona odaklanırsınız ya da eşya maliyetine odaklanırsınız. Biz enflasyonu ölçüyoruz. Halkın enflasyonu kişiden kişiye değişir. Dünya Bankası, Eurostat gibi bu uluslararası kuruluşlara, tabiri caizse göbekten bağlıyız. Kurumlardan ayrı hareket etme şansımız yok. Tamamen şeffaf olarak bütün verilerimiz, yöntemlerimiz standartlara bağlanmış, bunlarla ilgili çalışmaları ilişki içinde yürütüyoruz. Şu andaki yapımız, herhangi bir gelir grubuna, herhangi bir çalışan grubuna göre endeks üretmiyor. Biz 84 milyonu kapsayacak veri üretiyoruz” dedi.

Dinçer, enflasyon hesaplamasındaki ürün sepetinde, Hanehalkı Tüketim Eğilimleri Anketi’ni dikkate aldıklarını ve yılbaşında belirledikleri işyerlerinden yıl boyunca veri topladıklarını söyledi. Dinçer, “2021 yılında verilerin yüzde 21’i online olarak barkod sisteminden geldi. 2022 yılında sepetteki barkod hedefimiz yüzde 50. Gıda tarafında ise 2021’de yüzde 50 olan barkod sisteminden fiyat okunması payının yüzde 75 olmasını hedefliyoruz. ‘Gece market açılıyor, veri alınıyor’ gibi aslı astarı olmayan yorumlar yapılıyordu. Bunlar bertaraf edilecek” diye konuştu.

Dinçer, aralıktaki eleştirilere ilk yanıtında ise, örneğin otomobil fiyatlarındaki artış ile TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) ilişkisinde sıkıntı olduğunu kabul ederek, bunun düzeltileceğini açıklamıştı.

ENAG nasıl çalışıyor, neden ilgi görüyor?

Yeditepe Üniversitesi Finansal İktisat Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy, ENAG’ın öğrencisi Serkan Gönçer’in doktora çalışması sırasında 2016 yılı sonrasında internet ortamında bilgisayarlar aracılığıyla nasıl veri toplanacağına ilişkin yıllarca emek vermesiyle kurulduğunu söylüyor. ENAG, 2020 Eylül ayından itibaren veri toplama sistemi kuruluşunu tamamlayarak, aylık enflasyon ölçümlemesi sonuçlarını kamuoyuyla hesabı aracılığıyla paylaşmaya başladı.

Ulusoy’un verdiği bilgiye göre ENAG, TÜİK’in 415 maddelik enflasyon sepetindeki ürünlerdeki fiyat değişimlerini gözlemleyerek hesaplama yapıyor. Ancak TÜİK’ten farklı olarak ayda birkaç değil günlük olarak internet aracılığıyla veri kazıma yöntemiyle ürün fiyatları toplanıyor. ENAG, günlük olarak yaklaşık 255 bin veri toplayabilme kapasitesiyle TÜİK’in aylık 550 bin fiyat verisinin aksine, aylık 7,5 milyon civarında fiyat verisiyle hesaplama sürecini yürütüyor.

TÜİK neden Ulusoy ve ENAG’tan şikayetçi oldu?

Ulusoy ve ENAG aslında veri toplama yöntemini TÜİK ile paylaşmak istedi. Hatta TÜİK Başkanı Dinçer de geçen yıl Habertürk’e “Biz aslında Aralık ayı içinde kurumu basına ve konu uzmanlarına açmayı planlıyorduk. Hatta alternatif enflasyon ölçen Prof. Veysel Ulusoy ve ekibini de davet edecektik. Kendisiyle görüştüm. Zaman planlaması yapıyorduk. Sonra da ekonomi ve finans yazarlarını, uzmanları davet edecektik. Fakat Sayın Kılıçdaroğlu’nun aniden talebi tüm bu çalışmaları ertelememize neden oldu. Ben gerçekten hayatım boyunca hiç siyasetle uğraşmadım. Tüm hayatım akademi. Kurumu da siyasi tartışmaların parçası olmaması için korumaya çalıştım. Belki sonuçları farklı oldu. Ancak niyetim kurumu dışa kapatmak asla değildir” açıklaması yaptı.

Bu açıklama sonrasında Ulusoy ve ekibi TÜİK’e davet edilmeyi beklerken, kendileri hakkında TÜİK’in şikayetçi olduğunu öğrendi.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Veysel Ulusoy, TÜİK’in kurumsal kişilik haklarına saldırıldığını iddia ederek, kendisi ve ENAG tarafından yapılacak enflasyon açıklamalarına ihtiyati tedbir uygulanmasını istediği açıkladı.

TÜİK, ENAG ve yöneticisi Ulusoy hakkında ‘kişilik haklarını ihlal ettiği’ gerekçesiyle Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne acilen ihtiyati tedbir talep ederek başvurdu. TÜİK, şikayetinde, Türkiye’de enflasyon üzerine çalışmaları yürüten kuruluşun kendisi olduğunu belirterek, ENAG’ın TÜİK’in kurumsal itibarını ve kamu çalışmalarını sekteye uğrattığını savundu. Ancak Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi, TÜİK’in başvurusundaki talepleri reddederek, suç unsuru oluşmadığına hükmetti.

Ulusoy, mahkemenin istinaf aşaması açık olmak üzere TÜİK’in talebini reddettiğini belirterek, TÜİK’in süreci istinafa da taşıyacağını düşündüklerini söyledi. “Asıl amaç susmamızı sağlamak, ama susmayacağız. Burada bilimsel veri ortaya koyuyoruz, herhangi bir suç unsuru yok. Kamu malı niteliğinde bilimsel verileri paylaşıyoruz. Kamuoyu da bunu sahipleniyor. Bundan mutluluk duyuyorum” diyen Ulusoy, “Ancak akademik ve bilimsel olarak yapılan bir çalışmaya engelleme yapılması için hiçbir gerekçe olduğunu düşünmüyoruz” şeklinde konuştu.

ENAG’ın TÜİK’e bir alternatif olarak kurulmadığının altını çizen Ulusoy, ENAG’ı halkın birebir pazarda, marketlerde gördüğü fiyatlar itibariyle “gerçek verileri paylaşıyor” diye düşünerek alternatif gördüğünü ifade etti.

ENAG konusunda üniversitelere ve akademisyenlere de sorumluluk düştüğünü belirten Ulusoy, bilimsel çalışmalara yönelik böylesi bir hedef almaya karşı, üniversiteler ve akademisyenlerden karşı duruş gösterilmesini beklediklerini işaret etti.

Ulusoy, gelecek ayki enflasyon verisi açısından ise çift haneli olacağını ve düşüş eğilimi aksine Türkiye’nin yıllık bazda tehlikeli bir şekilde üç haneli eşik noktasına ilerlediğini de sözlerine ekledi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

300x250r
300x250r